ADALETSİZLİKLERİN BEDELİNİ YURTTAŞLARIMIZ CANIYLA ÖDÜYOR
ADALETSİZLİKLERİN BEDELİNİ YURTTAŞLARIMIZ CANIYLA ÖDÜYOR
Ankara'da hak arama hürriyetinin ve anayasal güvencelerin simgesi olması gereken Anayasa Mahkemesi önünde emekli örgütleri tarafından düzenlenen protesto eylemi sırasında; ömrünü bu devlete hizmet etmeye adayan emekli polis memuru Ali Şekeroğlu'nun feryadı sistemin kendi yurttaşını çaresizlik içinde ölüme sürüklediği kapkara bir utanç tablosuyla noktalanmıştır. Yurttaşımız, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm tıbbi müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir. Bu elim olay münferit bir vaka, basit bir kriz ya da görmezden gelinebilecek bir trajedi değildir. Bu ölüm; ömrünü kamu hizmetine adamış yurttaşların dahi yoksulluk, geçim sıkıntısı ve derin bir çaresizlik içine itildiğinin en yakıcı göstergelerinden biridir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2'nci maddesi devleti bir "sosyal hukuk devleti" olarak tanımlamaktadır. Anayasa'nın 5. maddesi ise devlete, kişinin temel hak ve hürriyetlerini sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak biçimde sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırma ve insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlama görevini yüklemektedir. Devletin görevi yalnızca bireylerin fiziksel varlığını korumak değil; aynı zamanda bireyi yaşamından vazgeçecek noktaya sürükleyen ekonomik, sosyal ve psikolojik yıkımlara karşı koruyucu tedbirleri almak, insan onuruna yakışır bir yaşam standardını temin etmektir. Sosyal güvenlik hakkı bir lütuf değil, anayasal bir zorunluluktur. Yurttaşları insanca yaşamdan mahrum bırakan bu iktisadi tercihler, artık insan onurunu tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. Bununla birlikte ekonomik ve toplumsal durumu yalnızca yanlış iktisadi tercihlerle açıklamanın da mümkün değildir. Bu aynı zamanda derinleşen bir hukuk devleti ve adalet krizidir. Anayasadaki temel yükümlülüklerin yerine getirilmedi, adaletin tecelli etmediği, hukuki güvenliğin yok edildiği bir ülkede ekonominin ayakta kalmasının söz konusu olamayacağı açıktır. Milyonlarca emekliyi açlık ve yoksulluk sınırına hapseden politikalardan derhal vazgeçilmeli; emekli aylıkları insan onuruna yaraşır ve geçim sağlamaya yetecek adil bir seviyeye çekilmelidir. Antalya Barosu olarak sosyal hukuk devletini, insan onurunu ve yaşam hakkını savunmayı; emeklilerimizin ve tüm yurttaşlarımızın hak arama mücadelesinin yanında kararlılıkla bulunmayı sürdüreceğimizi belirtiriz. 26/09/2026
ANTALYA BAROSU BAŞKANLIĞI
