Hızlı Erişim

Menü

Ormanların Talanına ve Daraltılmasına Karşı Bu Kentin Bir Barosu Var: Cumhurbaşkanı Kararına Karşı İklim Davasıyla Yargıdayız.

5.05.2026
744

Ormanların Talanına ve Daraltılmasına Karşı Bu Kentin Bir Barosu Var: Cumhurbaşkanı Kararına Karşı İklim Davasıyla Yargıdayız.

Antalya Barosu tarafından, 27.02.2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve Antalya ili Korkuteli ilçesi Uzunoluk Mahallesi'nin tamamını da kapsayan toplam 21 ilde belirli alanların orman sınırları dışına çıkarılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali ve yürütmesinin durdurulması talebiyle dava açılmıştır.
Avukatlık Kanunu'nun Barolara yüklediği "Hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak ve korumak" görevi ile Anayasa'nın ormanları koruyucu emredici düzenlemeleri temelinde açtığımız bu dava, yerel bir tahsis meselesinin ötesinde, doğrudan temel hak ve özgürlüklere müdahale niteliği taşıyan bir idari işleme karşı yürütülen hukuki bir mücadeledir.

Anayasa'nın 169'uncu maddesi devlete ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi konusunda mutlak bir koruma yükümlülüğü verirken, 56'ncı maddesi herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını güvence altına almaktadır. İdarenin, devletin bu pozitif yükümlülüklerini ihlal ederek orman alanlarını idari tasarruflarla daraltması, yalnızca ekolojik bir eksilme değil; yurttaşların sağlıklı çevrede yaşama hakkının ve gelecek kuşakların haklarının açık bir ihlalidir.

Antalya Barosunun öznesi olduğu bu hukuki süreç, idarenin eylem ve işlemlerinde anayasal yükümlülüklerine ve taraf olduğu uluslararası antlaşmalara uygun hareket etmesini sağlama amacını taşımaktadır.

Söz konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın 21 ili kapsayacak şekilde geniş bir alanda uygulanması, orman ekosistemlerinin daraltılmasının münferit bir işlemden ziyade yapısal bir ihlal pratiği olduğunu göstermektedir. Ormanlar, yalnızca korunması gereken alanlar değil, iklim krizine karşı yaşam hakkının güvencesi olan doğal karbon yutaklarıdır. Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası iklim sözleşmeleri ve üstlendiği emisyon azaltım taahhütleri, devlete bu yutak alanlarını koruma ve geliştirme konusunda bağlayıcı hukuki yükümlülükler getirmektedir.

Antalya'nın 2026 yılında COP31 sürecine ev sahipliği yapmaya hazırlandığı bir dönemde bu şekilde idari işlemlerin tesis edilmesi hukuken kabul edilemez. İklim krizinin doğrudan yaşam hakkını tehdit eden boyutları karşısında, devlete düşen uluslararası yükümlülüklerin, iç hukukta tesis edilen idari işlemlerin yargısal denetiminde bir "ölçü norm" olarak kabul edilmesini anayasal bir zorunluluk görmektir.
Antalya Barosu olarak vurgulamak isteriz ki; iklim adaleti yalnızca soyut bir çevresel temenni değil; hukukun üstünlüğü, yaşam hakkı ve kamu yararı ilkeleriyle doğrudan bağlantılı somut bir hak arama zeminidir. Bu nedenle açmış olduğumuz dava ile yalnızca hukuka aykırı bir idari işlemin iptalini değil; aynı zamanda ormanları daraltan tasarrufların, yaşam hakkı ve iklim krizine karşı taşıdığı pozitif yükümlülükler ışığında yargısal denetime tabi tutulmasını istiyor; hukuku, yaşam alanlarımızı ve geleceğimizi daraltan her türlü idari işleme karşı anayasal haklarımızı ve yasal yükümlülüklerimizi sonuna kadar yerine getireceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuyoruz.

Yaklaşan Etkinlikler

Katılabileceğiniz yaklaşan etkinliklerimiz

Aramızdan Ayrılanlar

Rahmetle anıyoruz

Avukat
Av. GALİP YÜKSEL

11.05.2026

Avukat
Av. SALİH EZER

24.02.2026

Avukat
Av. SUNER DAĞTEKİN

22.02.2026

Avukat
Av. ZAFER YAĞLIOĞLU

22.02.2026

Avukat
Av. YUSUF ŞANLI

10.02.2026

Avukat
Av. ALİ ÇOBAN

8.02.2026

Avukat
Av. COŞKUN BAŞPİNAR

5.02.2026

Avukat
Av. İSMET SAMUR

14.01.2026

Avukat
Av. AYŞE SARIÇİFTCİ ALDUT

20.12.2025

Avukat
Av. GÜRSEL ÖZTÜRK

18.12.2025